20. Yüzyılın Yetiştirdiği En Önemli Feministlerden Ingeborg Bachmann Ve 15 Eşsiz Sözü

Ingeborg Bachmann Kimdir? Ünlü Feministin 15 Eşsiz Sözü

ingeborg-bachmann

Öğretmenlikle yaşamını devam ettiren bir ailenin üç çocuğundan en büyüğü olan Ingeborg Bachmann, 25 Haziran 1926’da Klagenfurt’ta dünyaya geldi. Innsbruck, Graz ve Viyana’da felsefe, Alman filolojisi ve psikoloji tahsili yaptı. 1950’de ‘Martin Heidegger’in Varoluş Felsefesinin Eleştirel Kabulü’ adlı teziyle doktor unvanı aldı.

0a658c3dbf5d53f907daa4745be45ed6

Çeşitli ödüller kazanan yazar çağdaş Avusturyalı düşünür Wittgenstein’ın dil, Heidegger’in varoluş felsefelerinden etkilenmiş, şiir ve hikayelerinde insanlar arası iletişim sorunlarını dile getirmiştir. Yalnızlık, sevgi ve ölüm gibi konuları işlediği şiirlerinde kendine özgü, yer yer masal ve söylencelerden kaynaklanan çeşitli imgelerle yüklü bir dil kullanır.

Tek romanı olan Malina’da ise kişilik sorunlarına bağlı olarak mutlak sevgi motifine yer verir. Ölüm türleri adını verdiği dizinin tamamlanmış tek kitabı olan Malina, yazarın kendi kendini analiz etmesi açısından önem taşımaktadır. Romanda bir kadın ile iki erkek arasındaki ilişki anlatılırken iki erkekten birinin Dr. Malina’nın kadın kişiliğinden kopmuş rasyonel yarısı olduğu anlaşılmaktadır. Yazarın son eseri olan “Eşzaman” adlı öykü, erkeklerin egemen oldukları bir dünyada, kendi yaşam stratejilerini geliştirmiş beş değişik kadının hayatından ince bir ironiyle örülmüş psikolojik enstantaneler sunulur.

20. yüzyılın yetiştirdiği en önemli feministlerden olan Avusturyalı düşünür Bachmann’ın eşsiz sözleri ve kitaplarından alıntıları:

1. Bir gün gelecek, insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarının ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. Bir gün gelecek, insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. Bu daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz olacak, bütün bir yaşam boyunca sürecek…

2. Faşizm… iki insan arasındaki ilişkide başlar.

e72f2eb70c37b8fd2f451ba86c4d2df6-werner-composers

3. Dünya aynı zamanda bir denklemdir, çözülür denklem ve altın eşit altın, pislik eşit pisliktir. Ama senin içindekine eşit, senin içindeki dünyaya eşit bir şey yoktur.

4. İnsanın gerçek ölümü, hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.

5. Hayat, olsa olsa bir incinmedir. 

6. 30’una basmış birisi için genç denilir hala. Ama böyle bir kimse, kendisinde her hangi bir değişiklik fark etmemesine rağmen, bu konuda kararsızlığa düşer; kendisini genç olarak göstermeye bundan böyle hakkı olmadığını sanır adeta. Kendini korumak için gözlerini kapayınca gerilere düşmeye başlar ve yaşadığı her an ile birlikte bir baygınlıktan içeri doğru sürüklenir. Çöker, boyuna çöker aşşağılara, oysa çığlığı sese dönüşemez (çığlık gücü bile alınmıştır elinden, her şey elinden alınmıştır.) ve düşer dipsiz derinlere, derken kendini yitirir, varlığına ilişkin bütün sanıları dağılıp çözülür söner ve yok olur.

895439699846808341-309400-full

7. Bana öyle geliyor ki, dünyada asla bir çıkar yol yoktur! Bizler boşuna uğraşıp didiniyor, küçük çaptaki bu karanlık durumu bile aydınlığa kavuşturamıyoruz, bizden önce de başkaları çırpınıp durdular, onlar da duruma bir açıklık getiremediler ve tepetaklak uçurumda aldılar soluğu, ya kurban oldular, ya da cellat. İnsan geçmişin derinliklerine ne kadar inerse, o kadar yitiriyor yolunu; bazen şu tarih denen şeye bir türlü akıl erdiremiyor, nereye gönül vereceğimi, hangi partileri, hangi grupları, hangi güçleri tutacağımı bilemiyorum; çünkü insan utanç duyulacak bir yasanın varlığını görüyor ortada, bütün kötülüklerin bu yasa uyarınca yapıldığını anlıyor. Hep kurbanların tarafını tutabilirsin, ama kaç para eder, kurbanlar insanlara bir yol göstermiyor.

ingeborg-1

8. İnsan bir süre bir yerde kalınca, pek çok kılık, sözde kılık altında dolaşmaya başlıyor ve kendi kendisi olma hakkını yitiriyor giderek.

9. Bir evlilik nasıl sürdürülürse sürdürülsün, asla keyfi bir biçimde sürdürülemez, icatlara açık değilidir, yenilik ve değişiklikleri de kaldırmaz, çünkü evlilik yaşamını üstlenmek, onun biçimini kabullenmek demektir.

ingeborg-bachmann

10. İnsan, ancak maddi şeylerin ötesinde bir şeylere sahipse zengindir.

11. Neden yalnız bir iki sistem egemenliği ele geçirdi? Alışkanlıklara bu kadar sıkıca tutunuyorsunuz da onun için. Yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten korkuyoruz, özgürlükten korkuyoruz. İnsanlar özgürlüğü sevmiyor. Özgürlük nerede boy göstermişse, insanlar onunla bozuşmuştur.

12. Yaşayacak bir ‘niçin’i bulunan, hemen her ‘nasıl’a dayanabilir.

ingeborg-bachmann

13. İçimizdeki buzulu kıracak olan baltadır kitaplar.

14. Hesaplaşamıyorum kimseyle, koparıp alıyorum yeryüzünden kendi payımı.

15. Uyanık kalmaya bakın!

Zilan Doğan

Zilan Doğan

aşka aşık, kendiyle barışık, az biraz inatçılığından muzdarip, her bulduğunu okuyan, her fırsatta ağız dolusu gülen, şükretmeyi bilen sıradan biri.
Zilan Doğan

Ekleyen Zilan Doğan

aşka aşık, kendiyle barışık, az biraz inatçılığından muzdarip, her bulduğunu okuyan, her fırsatta ağız dolusu gülen, şükretmeyi bilen sıradan biri.

Yorumlar