Amerikalı Bir Kızın Gözünden Türkler

Work and Travel Macerasında Edindiğim Bir Arkadaşımdan…

amerikali-kiz-fotograflari

Geçtiğimiz yaz Work and Travel’a başvurmuş ve programın ”work” kısmını gerçekleştirmek üzere kovboycu abilerimizin olduğu Texas’ın Houston vilayetinin yolunu tutmuştum. İşimse Houston Astros beyzbol takımının stadında bulunan mağazalarda bazı kasiyer bazı satış danışmanı olarak görev yapmaktı.

Bu çalıştığım süre zarfı içinde bir çok arkadaşım oldu. Bunlardan biri olan Leslie James kendi gözünden bize bizi anlattı , ben sordum o söyledi. Kulak kesiliyoruz…

Leslie, Türklerle Tanıştıktan Sonra İlk İzlenimlerin Neler Oldu?

Dürüst olayım mı? Düşündüğüm ilk şey çok uzun boylu olmalarıydı. Yani neredeyse hepsi. Acaba Türkiye’deki herkes böyle uzun boylu mu? (Gerçekten bizim tayfada 1.80den aşağı adam olmayınca böyle düşünmesi normaldi) Aaa bunun dışında da şu var, hepsi de çok fazla sigara içiyor. Ama tabii ki bunların hepsi öyle yüzeysel izlenimler. Tanıştığım ilk Türk sessiz sakindi ve utangaç birisine benziyordu. İkincisi sıradandı ve Amerikan yaşam stili hakkında merakı vardı. Üçüncüsü konuşmayı inanılmaz seviyordu, neredeyse dur durak bilmeden sürekli konuşuyordu. Hepsi de birbirinden farklı karakterlerdi aslında, onları farklı bir birey olmalarının dışında toplu bir kesim gibi göremedim. Bu yüzden bir süre sonra hepsinin aynı ülkenin vatandaşı olduklarını falan unuttum. Hatta eğer aksanlı konuşmasalardı, neredeyse benim ülkemden olmadıklarını bile unutabilirdim.

Peki Türkler Hakkındaki Genel İzlenimlerin Nelerdir?

Sonradan şunu gördüm ki ilk Türk’ün utangaç olduğu hakkında yanılmışım. Günler geçtikçe hepsinin konuşkanlığı ve merakı arttı. Bu sonradan açılma, yeni bir ülkeye bir kaç aylığına yaşamaya gelen herkes için doğal bir durum bence. Fakat bu durum bütün Türkler için geçerli midir bilemiyorum. Siz bütün Türkler böyle muhabbet etmeyi çok mu seviyorsunuz? Toparlayacak olursam hemen hemen hepsi arkadaş canlısı kişilerdi.

Türklerle Çalışmayı Sevdin mi / Neden?

Güzeldi. Kimisi çok çalışırken kimisi o kadar çalışmadı. Türkler’den birisi bana Türkler’in tembel olduğunu ve çalışmayı sevmediğini söyledi. O dedi bunu ben değil. Ama Amerikalıların da bundan bir farkı yok.
İşteyken çalışmaktan kaytarmak için uzun süre ortalardan kaybolan iş arkadaşlarımız oldu zaman zaman. Yani bazı Amerikalılar da var diğerleri çok çalışırken tembel tembel ortada dolanan. Bence tabii ki de tembel olmak yalnızca bir gruba ya da bir millete has bir özellik değil, herkes tembel olabilir. Mesela ben bile bazen hiç çalışmak istemiyorum ama bazen de her şeyin doğru dürüst yapıldığından ve bittiğinden emin olana kadar işten ayrılmayı düşünmüyorum. Kendimizi ekstra tembel hissettiğimiz günlerde Türkler’den biriyle çalışıyormuş gibi davranıyorduk. Beraber çalıştığımızda, yani gerçekten çalıştığımızda bize yardım eden Türk arkadaşlarımız oldu, formaları falan düzenlediler, tişörtleri katladılar vesaire…
Bir tanesi kısa olduğum için boyumun yetişmediği eşyaları almamda yardımcı olmuştu. Ya sahi bu Türkler’in çok uzun olduklarından bahsetmiştim değil mi? Bir de onlarla konuşmak gerçekten de keyifli ve eğlenceliydi. Tabii kimi Türk ciddi takılırken diğeri etrafa neşe saçıyordu. Bir keresinde birisi benden kız arkadaşı bulmasına yardım etmemi istedi, diğeri de bir erkek arkadaşı bulmamı. Peki neden? Çünkü çalışma amaçlarının bu olduğu aşikardı galiba (gülüyor) . Neticede evet, sanırım Türklerle çalışmayı sevdim.

Hiç Türkçe Kelime Öğrendin mi / Ne Öğrendin?

Evet Türkler’den biri (bu ben oluyorum) bana saymayı öğretti. Ancak şu anda hatırlayabildiğim iki rakam var. Telaffuzları bizim dildeki “bira” (beer) ve kir sözcüğüne (dirt) benzeyen iki rakam. Neydi ya iki ve dört rakamları mıydı?

Türklerle Tanıştıktan Sonra Ülkemizdeki Hangi Şehirleri Öğrendin?

Zaten İstanbul’u biliyordum. Lisede gördüğüm Dünya Tarihi dersinde bir zamanlar adının Constantinople (Bizans) olduğunu öğrenmiştim. Türkler söylemeden önce başkentinizin İstanbul olduğunu zannediyordum ama değilmiş, Ankara’ymış başkent. Ya da zaten biliyordum da sadece hatırlayamadım. Neden Constantinople’u bilmeliyim ama Ankara’nın başkent olduğunu bilmiyorum? Gökyüzü neden mavi? Dünya niye yuvarlak? Bunlar asla kestiremeyeceğimiz şeylerden bir kaçı işte.

Türkler’den Neler Öğrendin?

Bir ve dörtten başka ne öğrendim yani? Şunu öğrendim ki çok materyalistler. Mesela telefonlarına benden senden daha çok değer veriyorlar. Ayrıca bu yaklaşımda olanlara karşı tavırları da dostane. Bazıları ilaç içmeye karşıymış, nedeni vücutlarında kimyasal istememeleri. İşin düşündürücü kısmı bunu söyleyenlerin sigara içmesi. Hepsi de bir süre sonra ailelerini çok özlemişti, diğerlerinden daha da çok. Tüm bunların haricinde, öğrendim ki ister Türk olsun ister Amerikalı, işin özünde hepimiz aynıyız. Daha önce tanıştığım insanlardan o kadar da farklı değillerdi.

Son Olarak Ne Söylemek İstersin?

Türk dostlarımı buradan selamlıyorum, onları çok seviyorum.

(Yazıda kullanılan fotoğraf temsilidir.)

Çağdaş Yıldız

Çağdaş Yıldız

Yazar/Çevirmen at filoji.com
Az biraz şair olan; dünyalı, şen şakrak birisi.
Çağdaş Yıldız

Ekleyen Çağdaş Yıldız

Çağdaş Yıldız

Az biraz şair olan; dünyalı, şen şakrak birisi.

Yorumlar