Cemal Süreya’nın Eşine Yazdığı Mektuplar: “Sevmek Ne Uzun Kelime”

cemal-sureya

Cemal Süreya; geçirdiği rahatsızlık sonucu hastanede olan eşine, moral vermek amacıyla 13 gün boyunca mektuplar yazmıştır. Bu mektuplar, bize, Cemal Süreya’nın şairliğinin ve yazarlığının yanında özel dünyasındaki duygu yoğunluğunu da göstermiştir.

cemal-sureyaa

Sevmek ne uzun kelime!

Derin deniz mavisi.

Ne zaman geleceksin?

“Hayat uzun değil sevgilim. Güzel geçirmeliyiz hayatımızı. Sen yanımda ol, gam kasavet çeker gider. Türkülenirim. Mutluluk gelir ılım ılım. Sevda sözlerinin bini bir para.

“Biz koşuyu kaybettikten sonra da koşan atlarız

Seni seviyorum.”

“N’olur, akkavak kızı, anla beni.  Bu sevgimi hor görme. Kendininkine uydur, yakıştır. Bu satırlarımı ilk evimizin altındaki kahvede yazıyorum. Ve ben seni o ilk günlerdekinden daha büyük bir tutkuyla seviyorum. Biz iki ırmak gibi ayrı yerlerden koptuk geldik, kavuştuk bir noktada, yanı başımızdan küçük bir kol da alarak büyük bir nehir meydana getirdik; birlikte akıyoruz şimdi.”

cemal-sureya

düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum şu senle ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte, ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri de var bizde. Kişi kimi zaman çok sevmenin getirdiği yanlışlıklara da düşüyor. Sevdiği şeyi göğsüne fazlaca bastırırken örseliyor onu. Hoyratlaşıyor bir yerde aşk. Seni seviyorum ve senin için her şeyim. Beni seviyorsun ve benim için her şeysin. Bir insan için şu kısa hayatta daha önemli ne olabilir ki.

cemal-sureya

“Ben seni düşünüyorum seni
hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
kalbim diyorum kalbim
daha dün tezgahtan çıkmış bir su sayacı gibi
aşkı anılar besliyor düşler kadar
bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
sevgi eskidikçe sevgi.”

cemal-sureya

Bu mektupların içinde sevgi ve hasret dolu Cemal Süreya şiirleri de vardır.

Sevgilim ben şimdi

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
”ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”.
çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
o gülün yüzü gülmüyor sensiz
o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
hepten hüzünlü bu günlerde
gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
masada tabaklar neşesiz
koridor ıssız
banyoda havlular yalnız
mutfak dersen – derbeder ve pis
çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
vantilatör soluksuz
halılar tozlu,
giysilerim gardropda ve şurda burda
memo’nun oyuncak sepeti uykularda
mavi gece lambası hevessiz
kapı diyor ki açın beni kapayın beni
perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
radyo desen sessiz
tabure sandalyalardan çekiniyor
küçük oda karanlık ve ıssız
her şey seni bekliyor her şey gelmeni
içeri girmeni
senin elinin değmesini
gözünün dokunmasını
ve her şey tekrarlıyor
seni nice sevdiğimi

cemal-sureya

”İçim titrer senin istediğin bir şeyi yerine getirirken. İçim titrer.” der Cemal süreya mektupların birinde.

“Sana rastlamak mutluluktu; sana sahip olmak başka bir şey, başka bir ad bulmak gerek; İçine taşınması gibi bir şey insanın..”

Yorumlar