Çok Severken Ayrılmak Zorunda Kalmak

elveda-sevgilim

İki insan düşer birbirine aşkla. Dünya toz pembedir. Güneş daha güzel parlar, ay daha güzel aydınlatır geceyi, deniz daha bir deniz, çiçek daha bir çiçektir artık. “Vay be aşk neymiş arkadaş!” derken bulursun kendini. İhtimalini bile uzak gördüğün şeyin göbeğinde, dünyanın tek bir insanla güzelleşmesini izlersin şaşkınca. Aşk var, aşk gerçek!

Sonra her zaman ki sen, benliğini yavaşça aşık olduğun kişinin benliğinde eritmeye başlarsın. Bir olmaya başlarsın o kişiyle. Kendi aranızda özel bir dil oluşur kimsenin anlayamayacağı. Bu adeta birbirini sindirmek gibidir, onu o yapan şeyleri alıp “biz”e katarsın. Seni sen yapan şeyleri kattığın gibi. Biz olma hissi o kadar güzeldir ki, öpülmedik zerresini bırakmadığın vücudun, ruhunun da her zerresini öpmektir bu. Hayatın böylesi güzel bir yere dönüşmesi büyüleyici gelir sana. Önceleri hep tek kişilik ısmarladığın hayalleri bu kez çift kişilik ısmarlamaya başlarsın hayat denen garsona. Gezeceğin yerleri iki kişilik düşünürsün, yiyeceğin her öğünü, kendine alacağın her giysiyi “o beğenir mi?” diyerek seçersin.

el-ele-gun-batimi

Kimi insan mutluluğu işinde bulur, kimi arkadaşlarında, kimi ailesinde. Kimi ise başka bir insanla “biz” olarak bulur ve buna aşk denir. Ancak aşkla gelen mutluluk biter. Bunu kabul etmezsin ilk başta “biz harikayız”, “biz farklıyız!” dersin. Gerçek şu ki, herkes farklıdır zaten ve zaten herkesin farklı olmasıdır aslında sizi de aynı kılan. Önce taraflardan biri “biz”den dışarı çıkmak ister. Kendi olmayı tekrar hatırlamak ister belki sadece. Sonra bunu başarır ve egonun ateşli cazibesi sarar bedenini. Kendi keşfetmek ister, gittiği mekanlara tek gitmek, giysilerini tekken almak, yeni insanlarla tek başına tanışmak, tek başına başarmak, heyecanlanmak ister. Sevginin sevecen kucağı tatlıdır, yüreği ısıtır ancak “heyecan” cazibelidir, haz verir ve hazzı, sevgiye tercih etmeye başlayan herkese olacağı gibi sevgi bedeni terk etmeye başlar.

kirik-kalp

Tüm bunlar olurken diğer taraf hiçbir şeyin farkına varmamışsa, son anda elinde hayalleriyle kalakalır. Ama “biz” der “bize baksana, biz farklıyız?” Oysa ki, tutunmaya çalıştığı şey, diğer kişinin ayağa kalkarken yerde bıraktığı gölgeden başka bir şey değildir. Öylesine sevmiş, öylesine bağlanmıştır ki “biz”de kalan kişi, sevdiği kişinin “biz”den gitmek üzere ayağa kalktığını görmemiştir bile, o diye yerdeki gölgesine sarılmıştır.  Giden ise “Ben artık benim, sen de sen ol!” der ve gider. Katıdır artık, soğuktur. Yaşadığınız hiçbir anı hiçbir şey ifade etmiyordur. O anıların hepsi, başka birinindir bundan sonra.

game-over

Kabullenmezsin, “Bu o olamaz!” dersin ve haklısındır da, bu o değildir. Beden aynı bedendir ama o beden içinde yürüyen ruh senin sevdiğin o ruh değildir artık. O ruh ölmüştür ve başkası geçmiştir yerine. Sonra şairin “Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi” dizesi aklına gelir. İlk kez gerçek manasını anlarsın. Sevdiğin bedene yerleşmiş yabancı bir ruh vardır artık karşında. Bedenin her zerresini, ruhunun en derinini, bütün sırlarını, bütün mahremini bildiğin birinin sana kendini yabancı kılmaya çalışını izlersin şaşkınca.

ayrilik-1

Yüzünden de güzel ruhundan bir eser ararsın ama bulamazsın.  Buz gibi sesiyle “Bir daha görüşmeyelim” der ve çıkar gider. Başka biridir bu. Çıkarsızca sevdiği son kişi olmanın verdiği mutluluk kalır sende geriye ve ömür boyu hatırlanacak güzel bir ruhun yasını tutarsın sessizce. Güle güle kuşum, güle güle miniğim… Sonra.

Can Eren
Takip Et

Can Eren

Yönetici at filoji.com
Kendime düşünceler.
Can Eren
Takip Et

Latest posts by Can Eren (hepsini göster)

Ekleyen Can Eren

Can Eren

Kendime düşünceler.

Yorumlar