Füruğ Ferruhzad’ın Kaleminden Yüreğinize Dokunacak Alıntılar

furug

1936-1968 yılları arasında yaşamış olan İranlı şair Füruğ Ferruhzad, şiirlerindeki hüzün, aşk, keder, yaşanmışlık, sevgi, bağlılık ve daha birçok derin kavramla 20.yy. Fars şiirinin en önemli ismi olmuştur. Öyle ki, şiire olan bağlılığını şu sözlerle ifade etmiştir; “ Kendimle baş başa olmadığım ve şiiri düşünmediğim günüm, anlamsız ve hiç sayılır.. belki şiir görünüşte beni mutlu kılamaz, ancak ben mutluluğu kendim için başka türlü yorumluyorum. Mutluluk benim için güzel elbise, iyi yaşam ve iyi yemek değil. Ben, ruhum memnun olduğu zaman mutluluk duyuyorum ve şiir benim ruhumu memnun ediyor. Şayet insanların elde etmek için çırpındıkları bu güzellikleri bana verseler ve karşılığında şiir söyleme yeteneğini benden alsalar, intihar ederim.. Siz benden vazgeçin, siz bırakın ben sizce mutsuz ve aylak olayım. Ancak ben hiçbir yaşamımdan yakınmayacağım..”

furug-ferruhzad

Ah..
Budur benim payıma düşen,
budur benim payıma düşen,
benim payıma düşen,
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir.

Ve “ellerini
seviyorum” diyen
sesin hüznünde ölmektir.

***

Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan…

furug-ferruhzad_

***

”Ah..
Bırak kaybolayım sende,
Benden iz sürerek, bulamasın izimi kimse…”

***

“Çünkü şu sıralar çok acı ve zor günler geçirmekteyim ve mezarında yatan biri gibi yalnızım, bir sürü acı ve azap veren düşünce ve bir sürü hiç bitmeyecek olan hüzünle. “

***

”…Ne tuhaf bir dünya.
Kimsenin işine karışmıyorum.
Kimseyi incitmiyorum ve
her an kendimleyim, böyle olunca herkes beni
kurcalıyor…”

furug

 

“…Ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum
Ben bunca elin boşunalığını düşünmekten
bunca yüzün yabancılaşmasından
korkuyorum…”

***

“pişman değilim
benden konuş ey sevgilim birbaşka benle
gecenin soğuk caddelerinde
gene aşk dolu gözlerini gördüğün
benden
ve hatırla beni kederle öperken o
gözlerinin altındaki çizgileri..”

***

Kim bilebilirdi artık

Yüreklerden kaçan o üzgün

güvercinin

İnanç olduğunu…

furug

***

Ve böylecedir,
Birisi ölür
Ve birisi yaşar.
Hiçbir avcı,
Çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.

***

Ben üşüyorum
Ben üşüyorum ve sanki hiçbir zaman ısınmayacağım
Sevgili, ey biricik sevgili, “o şarap meğer kaç
Yıllıkmış?”
Bak burada
Zaman nasıl da ağır
Ve balıklar nasıl da benim etlerimi kemiriyorlar
Neden beni hep deniz diplerinde tutuyorsun?

furug

***

İnanalım
Soğuk mevsimin başlangıcına inanalım
Düş bahçelerinin yıkıntılarına inanalım
İşsiz devrik oraklara
Ve tutsak tanelere.
Bak nasıl da kar yağıyor.

Belki de gerçek o iki genç eldi, o iki genç el
Durmadan yağan karın altında gömülmüş olan
Ve bir dahaki yıl, bahar
Pencerenin arkasındaki gökyüzüyle seviştiğinde
Ve teninde fışkırdıklarında
Uçarı yeşil saplı fıskiyeler,
Çiçek açacak olan o iki genç el
Sevgili, ey biricik sevgili

İnanalım soğuk mevsimin başlangıcına.

***

Ben yeşil buğday salkımlarını
Göğsüme alarak, sütle besliyorum,
Ses, ses, sadece ses,
Su akışının sesi
Ve dişi toprak kabuğunun üzerine
Sıldız ışığının düşüş sesi
Ve aşkın yayılma sesi
Ses, ses, sadece ses kalıcıdır.

***

“Gece mi gündüz mü?
Hayır, dostum. sonsuz bir günbatımı.
İki güvercinin rüzgarda geçişi ile
İki beyaz tabut gibi.
Ve birtakım gürültüler, uzakta, o tuhaf bozkırda.
Belirsiz, başıboş, anıların dolaşmasi gibi
Bir şey söylemeli
Bir şey söylemeli
Yüreğim birleşmek istiyor karanlıkla…”

furug

***

Dinle!
Karanlığın esintisini duyuyor musun?
Gecede bir şeyler geçiyor
Ay, kıpkırmızı perişan
Yas tutmuş bulutlar
Çökmekte olan bu damın üzerinde
Sanki yağmur anını bekliyorlar
Sadece bir an,
Ve sonra, hiç
Şu pencerenin arkasında gece titriyor
Ve yeryüzü dönmekten vazgeçiyor
Şu pencerenin arkasında
Bilinmeyen bir şey
Bizi merak ediyor, beni ve seni

Ey yeşil
Baştan aşağı yeşil!
Aşık ellerime bırak ellerini
Yakıcı anılar gibi
Ve dudaklarını
Varlığın sıcak duygusu gibi
Aşık dudaklarımın okşayışına bırak

Rüzgar bizi alıp götürecek
Rüzgar bizi alıp götürecek”

Ekleyen Sevde Çakmak

Çevirir, yazar.

Yorumlar