Sen ve Memleket

img_1688

Karadeniz’in eşsiz imgelemi gözümde canlanınca böyle bir şiir geldi benden. Başta Karadenizliler’in yer yer kendini bulabileceği bir şiir olabilir…

karadeniz

Sen ve Memleket

Asma köprülerin yürek kükreten gölgeleri arasında.
Ve sanki bir an çıkıp da yürür gibi o eskimiş tahtadan köprüleri.
Varıp bir çocuğun düşme korkusunun alkolsüz sarhoşluğuna.
Boşluklardan bakınca yere; hırçın gözlerinde yalpa yapar gibi.

Mısır koçanlarını kesiyor gözüm aheste bir bıçak misali.
Süt kokularını fındık kabuklarına karıştırıyorum.
Şu Karadeniz’in ağlamaklı derelerinde alabalıklar yutarken yemi.
Rizeyi yudumluyorum, doyumsuz sen benzeri.

Sonra dağdan iniyor kıpkırmızı bir kamyon.
Yorgun kasasında dertlerimi süzen çay kokularıyla beraber.
Ve sağanak yağmura karşı isyan tulumunu üflüyor birileri.
Ben de türkü yakıyorum; hasretinle yandığım gibi.

Horon oynamayın dostlar diyorum, alnımın şakına vuruyor ayaklarınız.
Bütün bu ağaçlar bu kadar rengi nasıl tutuyor onu bir anlatsanız.
Anladım ki nice diyar gezseniz, burnunuzun direğine böylesine bir hava asamassınız.
O yüzden asıyorum bu eşsiz dağları; saçlarının kokusu gibi.

Ve nenemin Pazar’dan duyulan mısır ekmeği bize makas bıraktırıyor.
Alnımızdaki son ter bereketli toprağın göğsüne yaslarken başını.
Ve en büyük işçi olan babam çuvallarını bağlıyor.
Ben de düğümlüyorum çuvallarımı; ah kör vuslatı düğümlediğinin benzeri.

Çağdaş Yıldız

Çağdaş Yıldız

Yazar/Çevirmen at filoji.com
Az biraz şair olan; dünyalı, şen şakrak birisi.
Çağdaş Yıldız

Ekleyen Çağdaş Yıldız

Çağdaş Yıldız

Az biraz şair olan; dünyalı, şen şakrak birisi.

Yorumlar