Sendeki Zamansızlık Öldürdü Bizi

couple

”Zaman” denildiği anda kimimiz içinde bir hoşnutsuzluk, kimimiz huzur, kimimiz pişmanlık, kimimiz özlem, kimimizse en az zaman kadar soyut ama bir o kadar da aşikar, açıklanamaz şeyler hisseder. Bu yazdığım şiirde akıp giden, gittikçe belirli hisleri beraberinde getiren zamanın üzerinde durmaya çalıştım. Fakat yazmaya başladığım andan itibaren kendimi istemsizce zamanın önemini son dizelere kadar ertelerken buldum. Zira onu elle tutulur, gözler görülür, kaleme alınır kılan şeyin anılar olduğunu bir anlığına unuttuğumu fark ettim. Son olarak, her şeyi zamanında yaşamanın lüksüne sahip olanların en büyük servetin de sahibi olduklarına inanıyorum. O yüzden siz siz olun, yaşamak istediklerinizi asla ertelemeyin,

Keyifli okumalar.

 

Sana en çok ihtiyacım olduğu anlarda,
Teninden gizemli gölgelere sığınırdın.
Baharda öpmek istedim seni;
Gökyüzü kızılcık açmışken,
Kız Kulesi Cihangir teraslarına soyunurken.
Bulutlar hırgür çıkarmayı bırakıp izlerdi.
Oysa sen, sırf korkaklığından hazanla aldatırdın beni
Solardın yanı başımda, çaresizce izlerdim;
Bahar dinlemezdi saçlarının yeşili
Köşe bucak kaçardı, korkakça;
Sendeki bu korkaklık öldürdü bizi

girl

Sen hiç sordun mu senden önce beni?
Sen sormadan ben söyledim aslında
Gözlerimle söyledim,
Titrek ellerimle, kırılganlığımla söyledim.
Yerli yersiz sevişlerimle söyledim,
Buluşacağımız yerlere erken vararak söyledim.
En sakat yerlerimi binbir parçaya bölerek,
Her bir parçasını sende birleştirerek söyledim.
Küskün dudaklarını,
Bir olur bir olmaz yapmalarını,
Bile bile kalp kırmalarını,
Görmezden gelerek söyledim.
Yazarak söyledim,
Şarkılarla da söyledim..
Senden önce ben harap bahçelerde,
İnanmayı kesmiş ilhamını yitirmiş,
Ölü çiçek kokularıyla bezenmiştim.
Yine de yıllar içinde alışıyordu insan..
Derken sen geldin;
Umulmadık bir oluk, bir çay gibi
Güneş Mars ederken dağ eteklerini.
İçilmek için miydin kana kana,
Yoksa sinemde kavak yelleri mi?
Ben yıllar sonra sana verdim umudumu.
Bu meret öyle kolay kolay verilmez bilirsin;
Ben en çok da umudumu vererek söyledim.
Oysa sen en güzel ihtimallere kapadın gözlerini,
Olmazlardan bir diyar tuttun kendine,
Bir vardın bir yoktun;
Sendeki bu umutsuzluk öldürdü bizi

yalnız adam

Saçlarına tutuk gözler yetiştirdim ben,
Siyahına daldım, çocuk icadı bir merakla.
Uzun yokuşlar çıktım hasret yükü sırtımda,
Kulağım da sende olurdu ruhum da.
Hatırlıyorsan eğer..
Seni öyle sakındım ki;
Hani yıldızlar altında bir ateş yakılır,
Ayaktaki lastikten,
Çünkü tüm deli orman sırılsıklamdır çoktan,
Sen benim yıldızlar altında ışığım;
Öyle sakındım, öyle sakındım seni.
Oysa sen, tılsımını yitirmiş hatıralar gibiydin,
Yüz yüze değerken üstelik.
Kuğu başlarının ağır aksaklığıydı sevda sözlerin.
Ya gözlerine ne demeliydi?
Duru suya düşen yorgun damlalar mıydı,
Yoksa ölü balıklarla mı yüzerdi?
Ya gözlerine ne demeliydi?
Hiç mi kıskanmadın söyle, SÖYLE!
Kızılcık açmış gökyüzünü;
İki eli ayda,
Yaprakları ışık yılı dahi olsa,
İnatla bahar müjdesini yetiştiren gökyüzünü;
Sendeki bu sevgisizlik öldürdü bizi

sigara içen adam

Bir gün bir bankta vapurları seyrettim.
Vapurları ve büyük gemileri.
Nasıl oldu da birinden bile inmedin?
Kadıköy rıhtımında öyle hülyalara daldım,
Kaptan mahzenlerinden daha sarhoştur.
Uyanması güç düşlerin içinde biriktirdim seni..
Üsküdar’da oturdum bir gün tek başıma.
Ellerim ellerinden uzak diye,
Bütün günahlar aynı anda işleniyor sandım;
Hırsızlık, cinayet akla ne gelirse.
Dünyayı yaşken satıyorlardı sanki,
Dengeye adalete dair ne varsa,
Hepsi yağmalanıyordu birer ikişer.
Bir çığlık attım avazım çıktığı kadar,
Bağırdım, bağırdım karşıya doğru.
Baktım ki hasret gözlerimde,
Sesim; anadan üryan vadilerde
Yankı buluyordu.
Biri yağmurları getirirken,
Diğerinin eli bomboştu.
Bağırdım, BAĞIRDIM karşıya doğru,
Gelmedin gelemedin gelemezdin.
Oysa ben sesindeydim hep ne zaman fısıldasan adımı.
Ben seni denge, ben seni hak hukuk yerine sevdim,
Gelmedin gelemedin gelemezdin.
Sendeki bu adaletsizlik öldürdü bizi

adam

Şimdi aradan aylar geçmiş,
Takvim yaprakları cilt cilt.
Zamanın azizliği parsel parsel etmiş,
Kokunu filizlendiren toprağı.
ve ben gönlüme ‘’aklını başına devşir’’ diyebilmişim,
Sayende diyebilmişim.
ve zaman içinde umursamaz olabilirmiş insan,
Sayende öğrenmişim..
Biliyorum, senin bana bir sevgin var hala;
Gizli bir nefretle karışık.
Kendi enkazlarına bakınca, kaşların neden bana çatık?
Aradan yalnızca aylar değil, anlatılmaz şeyler geçip gitmiş.
Yine de cürret edersen bir şeyleri telafi etmeye,
Saatlerin ayların telaşına inat,
Benden götürdüklerine inat,
Şunu iyi bilmeni istiyorum,
En çok da,
Sendeki bu zamansızlık öldürdü bizi

Ekleyen Çağdaş Yıldız

Çağdaş Yıldız

Az biraz şair olan; dünyalı, şen şakrak birisi.

Yorumlar